AİHM’den ByLock dosyalarında 2.420 başvurucu için ihlal: KHK’lılar açısından “yeniden yargılama” ve “beraate giden yol”

image

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 16 Aralık 2025 tarihli üç ayrı Komite kararıyla ByLock kullanımı temel alınarak verilen “silahlı terör örgütü üyeliği” mahkûmiyetlerinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7. maddesi (kanunsuz ceza olmaz) ve/veya 6/1. maddesinin (adil yargılanma hakkı) ihlal edildiğine hükmetti. Kararlar, toplam 2.420 başvurucuyu kapsıyor.

KHK’lı Platformları Birliği’nin paylaştığı değerlendirmede ise bu içtihadın, özellikle ByLock’un “tek/belirleyici delil” sayıldığı dosyalar bakımından “tek gerçek giderimin beraat” olduğu sonucuna işaret ettiği vurgulanıyor. (Not: İlgili sayfaya doğrudan erişim teknik olarak engellendiği için metnin tamamı görüntülenemedi; aşağıdaki ifade, sayfanın arama önizlemesinde yer alan özet ve AİHM’in resmi duyurusundaki içerikle uyumlu çerçeve üzerinden haberlestirilmiştir.)


Üç karar, aynı ortak sorun: “ByLock var ise otomatik örgüt üyeliği” yaklaşımı

AİHM’in 16 Aralık 2025 tarihli kararları şunlar:

  • Bozyokuş ve Diğerleri / Türkiye (39586/20 ve 131 diğer başvuru)
  • Karslı ve Diğerleri / Türkiye (18693/20 ve 1.435 diğer başvuru)
  • Seyhan ve Diğerleri / Türkiye (57837/19 ve 851 diğer başvuru)

AİHM, bu dosyalarda ulusal mahkemelerin ByLock kullanımını kategorik biçimde “tek başına yeterli ve kesin” üyelik delili kabul etmesinin, keyfî kovuşturma/mahkûmiyet riskine karşı etkili güvenceleri zayıflattığını ve savunma haklarını daralttığını belirtti.

Mahkeme ayrıca, bu dalganın Yüksel Yalçınkaya (Büyük Daire) ve Demirhan ve Diğerleri (Daire) kararlarında tespit edilen “sistemik problem” ile aynı çizgide olduğunu; yani meselenin tekil hatalardan değil, geniş bir uygulama kalıbından kaynaklandığını vurguladı.


“En uygun giderim”: Yeniden yargılama kapısı açık

AİHM, bu tür takip dosyalarda ihlalin tespitini başlı başına yeterli adil tatmin saydı; buna karşılık, ulusal hukukta yargılamanın yeniden açılmasının ilke olarak en uygun giderim yolu olduğuna dikkat çekti.

Bu ifade, pratikte şu anlama geliyor: ByLock’un tek veya belirleyici delil sayıldığı dosyalarda iç hukuk makamlarının, AİHM içtihadıyla uyumlu biçimde dosyayı bireyselleştirilmiş delil değerlendirmesi ile yeniden ele alması; delil standardı karşılanmıyorsa mahkûmiyetin sürdürülmemesi bekleniyor.


KHK’lılar açısından neden kritik?

KHK’lı Platformları Birliği’nin “tarihi karar” vurgusu, kararların yalnızca ceza dosyalarıyla sınırlı görülmemesinden kaynaklanıyor. KHK’lılar bakımından:

  1. Damgalama ve “örgüt üyeliği” yaftası, çoğu vakada sosyal/ekonomik dışlanmayı derinleştiriyor;
  2. Ceza yargılamalarındaki “kategorik delil” yaklaşımının sarsılması, hak ihlallerinin sürekliliğini ve yeni başvuruları artıran mekanizmayı hedef alıyor;
  3. “Yeniden yargılama” vurgusu, iç hukukta etkili bir giderim üretilmediği her durumda AİHM önündeki yapısal dosya yükünü büyütüyor.

Nitekim AİHM’in resmi duyurusu, 2.420 dosyalık grubun Mahkeme önündeki binlerce benzer başvurunun parçası olduğunu ve sorunun sistemik niteliğini açıkça kayda geçiriyor.


Platformun mesajı: “Tek çözüm beraat”

KHK’lı Platformları Birliği’nin değerlendirmesinde öne çıkan yaklaşım şu: Eğer bir dosyada mahkûmiyetin omurgası ByLock’un tek başına örgüt üyeliği sonucuna bağlanması ise, yeniden yargılamanın “şekli” değil “sonucu” önemlidir; bu tür dosyalarda hak ihlalini gerçekten giderecek sonuç olarak beraat öne çıkar.

Bu vurgu, AİHM’in “yeniden açma en uygun giderimdir” tespitini, sahadaki ihtiyaçla birleştiren hukuki bir okuma: Yeniden yargılama yapılacaksa, AİHM’in yasakladığı kategorik varsayımdan kopulmalı; aksi halde ihlaller sürer.