Demirhan ve Diğerleri / Türkiye

Bu sayfa, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’de 15 Temmuz 2016 sonrasında yürütülen ceza yargılamalarına ilişkin olarak verdiği, ByLock deliline dayalı mahkûmiyetler bakımından emsal niteliği taşıyan Yalçınkaya / Türkiye kararını konu alan kapsamlı incelemenin giriş sayfasıdır.

Dava adı: DEMİRHAN VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE

Başvuru numarası: 1595/20 ve 238 diğer başvuru (toplam 239 başvuru)

Daire: İkinci Daire (Second Section), 7 hâkimli Daire kararı

Karar tarihi: 22 Temmuz 2025

Kesinleşme tarihi: 03.11.2025 (AİHS m. 44 § 2 uyarınca)

İhlal edilen maddeler:
AİHS m. 7 – “kanunsuz ceza olmaz” ilkesinin ihlali
AİHS m. 6 § 1 – adil yargılanma hakkının ihlali (cezai boyut)

Kararın niteliği :

Karar, bylock kullanımı temelinde terör/örgüt üyeliği mahkûmiyetlerine ilişkin “grouped follow-up” (takip/gruplu) bir Daire kararıdır. Mahkeme, Demirhan dosyalarını, Yalçınkaya Büyük Daire kararında ortaya konan bağlam ve ilkeler çerçevesinde değerlendirmiş; ByLock’a ilişkin kategorik/otomatik yaklaşımın hem m. 7 hem de m. 6 § 1 bakımından ihlale yol açtığını belirtmiştir. Sorunun çok sayıda kişiyi etkileyen sistemik bir problem olduğunu ve ulusal düzeyde çözüm gerektirdiğini ayrıca vurgulamıştır.

1.2. Kararın Özeti

Olayın kısa özeti

Demirhan ve Diğerleri davası, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü sonrasında yürütülen soruşturmalar kapsamında, başvurucuların FETÖ/PDY ile bağlantılı oldukları iddiasıyla TCK m. 314 § 2 uyarınca “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan yargılanmaları ve mahkûm edilmeleriyle ilgilidir. Başvurucuların mahkûmiyetlerinin belirleyici ölçüde, ulusal mahkemelerce FETÖ/PDY üyelerine özgü olduğu kabul edilen şifreli mesajlaşma uygulaması ByLock’u kullandıkları iddiasına dayandırıldığı belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi, mahkûmiyetlere karşı yapılan bireysel başvuruları özet biçimde reddetmiştir.

Başvuranlar aleyhine ileri sürülen başlıca deliller (kararın merkezindeki delil)
ByLock kullandığı iddiası / ByLock kullanımının ulusal mahkemelerce örgüt üyeliğine “tek başına yeterli” kabul edilmesi (kategorik yaklaşım)

 AİHM’in hukuki değerlendirmesi

(i) AİHS m. 7 – “Kanunsuz ceza olmaz” ilkesi (ByLock deliline kategorik yaklaşım)
Mahkeme, Yalçınkaya’daki değerlendirmeyi hatırlatarak, Türk yargısının ByLock’u “örgüte özgü” kabul edip, ByLock kullanımını örgüt üyeliği suçunun maddi ve manevi unsurlarını otomatik biçimde karşıladığı varsayımıyla hareket etmesini eleştirmiştir. Bu yaklaşımın, bireyselleştirilmiş bir inceleme yapılmadan kişilerin keyfî kovuşturma/mahkûmiyet/cezalandırmaya karşı korunmasını zayıflattığını ve m. 7’nin amacıyla bağdaşmadığını belirterek ihlal sonucuna varmıştır.

(ii) AİHS m. 6 § 1 – Adil yargılanma hakkı (belirleyici delile etkin itiraz)
Başvurucular, özellikle belirleyici delil olarak kullanılan ByLock iddiası karşısında yargılamada etkili şekilde itiraz edemediklerini; yargılamada belirli eksiklikler bulunduğunu ileri sürmüştür. Mahkeme, ByLock deliline ilişkin ulusal yaklaşımın pratikte ByLock kullanımını “örgüt üyeliğiyle eşitleyen” etkisi bulunduğunu; bunun da savunma haklarını zedeleyerek m. 6 § 1 kapsamında adil yargılanma güvencelerini aşırı ölçüde daralttığını kabul etmiştir.

(iii) Mahkemenin “sistemik sorun” vurgusu ve kapsam
Mahkeme, ihlale yol açan durumun izole bir olay değil, çok sayıda kişiyi etkileyen sistemik bir problem olduğunu; Yalçınkaya sonrasında Hükümete 5.000 benzer başvurunun bildirildiğini ve dosya birikiminin sürdüğünü kaydetmiştir. Ayrıca Mahkeme, davanın ana hukuki meselelerini ele aldığını belirterek başvurucuların diğer şikâyetleri hakkında ayrıca inceleme yapmaya gerek görmemiştir.

1.3. Uygulamaya İlişkin Noktalar

(a) Kararın kesinleşmesi ve icra denetimi
AİHS sisteminde, Daire kararları kesinleştikten sonra karar, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi denetimine (icra/uygulama denetimi) gönderilir ve icra süreci burada izlenir.

(b) Bireysel önlemler (başvurucular bakımından)

  1. Yargılamanın yenilenmesi / yeniden yargılama imkânı
    Mahkeme, adil tatmin bölümünde, başvurucuların Türk hukuku uyarınca iç yargılamanın yeniden açılması (reopening of proceedings) imkanına sahip olduğunu; bunun ilke olarak en uygun giderim yolu olacağını belirtmiştir.
    Türk hukukunda, AİHM’nin kesinleşmiş ihlal kararına dayanarak yargılamanın yenilenmesi imkânı CMK m. 311/1-f’de düzenlenmiştir; bu halde talebin AİHM kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde yapılabileceği de hükümde yer alır.
  2. Adil tatmin (tazminat/kosten) yaklaşımı
    Mahkeme, ihlal tespitinin başvurucuların uğradığı zarar bakımından tek başına yeterli adil tatmin olduğunu kabul etmiştir. Ayrıca, sistemik nitelikte çok sayıda tekrar başvurusu üreten bu tür “takip” dosyalarında, yargılama giderleri ve masraflar bakımından ayrıca bir ödemeye hükmetmenin gerekçeli olmadığını belirtmiştir.

1.4. Resmî Belgeler ve Zaman Çizelgesi

(a) Resmî belgeler ve bağlantılar

CASE OF DEMİRHAN AND OTHERS v. TÜRKİYE  Tam karar (Türkçe) Hudoc